Ahmet Hamdi Tanpınar 1949′da ne dedi?

“Bir Beethoven, bir Wagner, bir Debussy, bir Listz, bir Borodine bu gördüğü ebediyet yıldızından ne kadar ayrı insanlardı. Onların çılgın hiddet ve kinleri, bütün hayatı kendisi için hazırlanmış bir sofra zanneden iştahları ve bunları tek başına yüklenebilmek için imkânsız bir Atlas gayretiyle gerilmiş gururları, hiç olmazsa şahsiyetlerini değişik planda göz önüne koyan bir yığın nazariyeleri, garabetleri, yumuşaklığı bile etrafındaki her şeye bir arslan pençesi gibi geçen mizaçları vardı. Halbuki bu şöhretsiz dervişin hayatı üst üste kendi şahsını inkârdan ibaretti. Bu inkârlar, mutlaka beslenen bir aşkta ve hayatın umumî gürültüsü içinde bu çifte kaybolma kararı sadece Nuri Bey’e ait bir şey değildi. Bu kendi iradesiyle yahut medeniyetinin terbiyesiyle silinmiş çehreyi sonsuz itişlerle geriye doğru götürerek ondan bir Aziz Dede, bir Zekâî Dede, bir İsmail Dede, bir Hafız Post, bir Murat Ağa, hatta bir Abdülkadir-i Merâgî, hülasa bizim bir tarafımızı, belki en zengin his tarafımızı yapan insanların hepsini çıkarmak mümkündü. Onlar bir kile buğdayın içinde tek bir tane olarak yaşamayı seven insanlardı. Hiçbir azdırıcı ile kendilerini çıldırtmamışlar, saf bir idealin etrafında, içlerindeki hayatın henüz uyanmış mahmur günlerinden yığın yığın baharlar açmakla kalmışlar, sanatlarını bir benliğin behemehâl ikrar vasıtası olarak değil, büyük bütünde kaybolmanın tek yolu tanımışlardı. İşin garibi muasırları da bunu böyle görmüşlerdi.  İçlerinde en fazla şahsî olan, bize bir yığın ilâhî hastalık aşılayan Dede Efendi’den bile, Abdülhak Molla’nın küçük kardeşi jurnalinde ne kadar basit bir şekilde, yapılan işin sanki mânasını anlamadan, adeta bedbahtça bir cehalet içinde bahsederdi. İhsan bir gün Letaif-i Rivayat-ı Enderun’un Dede’ye ait kısımlarındaki boşluğunu Emin Dede’ye anlatınca karşısındaki gülerek:

- Erenler, yanlış kapı çalıyorsun… demişti. Ötekiler sanat yapıyor. Biz sadece duadayız. Bilirsin, bazı tarikatlerde değil eser vermek, kabrinin üzerine adını yazdırmak bile iyi sayılmadı. İşte bu şarktı. Mümtaz’a göre hem şifasız hastalığımız, hem de tükenmez kudretimiz olan şark! Emin Bey işte bu muhteşem inkârda ellerinden gelse ömürlerinin kısa şimşek parıltısını bile söndrecek insanların son vârisi idi.”

                                              Ahmet Hamdi Tanpınar – Huzur

 

 

Erkan Oğur 2011′de ne dedi?

Uyanın, İsa Çarmıha Gerilmedi!

Boğaziçi Bizi Ayırır mı?

Fazla Batı Batı Diye İnlememeli Adamı Hadım Ederler Maazallah (+18)

Ferdiyet üzerine 3 nokta

Türkiye’de İnsanlar Neden Eve Ayakkabı İle Girmez?

Dücane Cündioğlu 2012′de ne dedi?

Dövüş Kulübü ve Meşk Ayini; Yaşama, Mimariye ya da Şehirciliğe Dair Neler Anlatır?

 

sdmimproje