Ahmet Hamdi Tanpınar 1962′de ne dedi?

 

“Gariptir ki eserimi sathî okuyorlar ve her iki taraf da ona göre hüküm veriyorlar. Sağcılara göre ben angajmanlarım -Huzur ve Beş Şehir- hilafında sola kayıyorum, solu tutuyorum. Solculara göre ise ezandan, Türk musikisinden, kendi tarihimizden bahsettiğim için ırkçıların değilse bile, sağcıların safındayım.”

 

“Feda edemeyeceğim birtakım şeyler var: sağlara karşı hiç olmazsa inkılâpların bugünkü statüsü. Sollara karşı Türk milletinin istiklali ve tarihî hakkı.”

 

“İnkılâpçılardan ayrılıklarım: Allah’a inanıyorum. Fakat tam müslüman mıyım bilmem. Fakat anamın babamın dininde ölmek isterim ve milletimin Müslüman olduğunu unutmuyorum ve Müslüman kalmasını istiyorum. Garplıyım. Hristiyanlığın daha iyi, daha zengin miraslarla, daha derinden işlendiğine eminim. Burada kendi kendimle aşikar şekilde tezattayım. Süleymaniye’den başka garpla ölçülecek bir iki musiki eserinden başka bir şey tanımıyorum.”

 

“Belki en büyük kuvvetim boşluklarımı, zaaflarımı bilmekliğim.”

 

“Din meselesi ihmal edilmeyecekti. Kanalize edilecekti. Biz halkımızı kendi elimizle cahil kuvvete teslim ettik. Dini, bir cenaze gömme meselesi yaptık. Türkiye Müslümandır; bu hakikati unuttuk. Laikliğimizi ilan ettik; fakat laik olamadık. Gizli atelik yaptık ve en sersem, yani her şeyi tesadüfe bırakarak. Bu suretle münevver köksüz kaldı. Her şeyi, yerine yenisini koymadan zedeledik. İşte Halk Partisi’nin macerası!”

 

“İkinci Cihan Harbi bizi bu vaziyette yakaladı. Stalingrad zaferine kadar her şey iyiydi. Stalingrad’da nabız bir düzüye değişti. Köksüz münevverin bir kısmı karşı safa geçti. Unutulmuş ırk davaları ayaklandı. Kürt Kürtlüğünü, Arnavut Arnavutluğunu, Rum dönmesi Rumluğunu hatırlamaya başladı. Osmanlı’nın beynelmileli birdenbire yeni bir beynelmilel aramağa başladı. Köy enstitüleri köylü ile devleti birbirinden ayırdı. Yavaş yavaş biri kendi hayatını yaşayan ve kendisi kalmak isteyen, öbürü muhitini beğenmeyen, ya sola kaçan, yahut da kazanç imkanı arayan iki zümre peydahlandı. Münevver aşırı fikirlere, inkâra alıştı, yahut konformist oldu. Halk maziye döndü.”

 

“Ah 1923′ten sonra Ruslar gibi milletimizi sevsek ve olduğu gibi kabul ederek -1860 Ruslarından bahsediyorum- onun üzerine yeniyi kursaydık.”

 

Günlüklerinin Işığında Tanpınarla Baş Başa – Hazırlayan: İnci Engingün, Zeynep Kerman

 

sdmimproje