bakış açını genişlet – 02: heykelde yaşayamamak

 

İnşaat firmalarının, konut satmak istediği insanlara, dev büyüklükte heykellerin resimlerini göstermesi, bunun yanına da yatırım, iyi bir yaşam, otel konsepti, rezidans vb. yakıştırmada bulunmaları çok olağanlaştı.

Spekülasyonlar insanların hayatını belirliyor.

Arazi spekülatörlerinin yücelttiği  yerlerden büyük bir alan alınıyor. İçine kutular konuluyor. Kutular biraz heykelleştiriliyor. Heykelleştirilmiş apartmanların daha iyi bir yaşam için fazladan bir yararı olmadığı anlaşılamıyor. Üst üste yığınlar uzaktan bakılınca güzel şekilli görünüyor olsa ne olur ki? Yaşamak dışarıdan seyretmek ile sınırlı bir şey değil.

Peki insanın biyolojik ve ruhsal yapısına zıt şeyler neden tercih ediliyor? Çünkü neredeyse tek inşai üretim tipi bu. Kullanıcılar deprem korkusu, otopark sıkıntısı, güvenlik kaygısı, sosyal sınıf atlama telaşı gibi sebeplerden başka tercih şansları da pek olmadan bu yeni heykellere taşınıyorlar. Bunun yanında ev alınıp satılma işi öylesine bir yatırım aracı haline getirildi ki, nasılsa satarım ya da kiraya veririm psikolojisi ile alınan konutlar satışlar adına spekülatif tetiklemeler yapıyor.

Konut alacak insanların “her şey yukarıdan birileri sayesinde gelir” tutumları, yaşayacakları mekanlar adına düşünmelerini engelliyor. Daha iyi bir yaşam için tek gerekli olanın para olduğu sanılıyor. Oysa para ancak var olanı ya da bilineni alabilir. Daha iyinin garantörü değildir.

Kutular bir konsept dahilinde, bir kaç kelime oyunuyla heykelleştirilip satılıyor.  Bilinmez mi oysa yaşam hakikatlı bir şeydir.

Özgürlük heykelinin içinde yaşanıp özgür olunsaydı…

 

özgür istanbul konut projesi çok özgürlükçü bir yaşam ve yatırım alanı…

 

bkz. insanları burada…

bkz. En, İlk, Tek ve Simulakr.

 

sdmimproje