Hıncal Uluç’un Çamlıca Camisi hakkındaki yazısından:

“Sayın Başbakan,
Çamlıca Tepesi’ne, tarihi Yarımada’nın tam karşısına bu resimleri görünen kötü ve çirkin Sinan taklidini kondurursanız, ömrü, sizin iktidarınız kadar olur. Arkanızdan gelenler, hatta o camiyi ve Taksim Kışlası’nı yıktırmayı seçim sloganı yaparlar ve bir gün kazanırlarsa hemen kazmayı ellerine alırlar.. Oysa oraya, farklı, yeni, çağdaş, her bakana estetik duygusu ve hangi dinden olursa olsun her yanına gelene “Huşu” duyusu verecek anıt yapı dikme şansınız ve imkanınız var..
Bu fırsatı kullanın.. Yaşayacak, yaşatılacak bir “Anıt” yapın ki, adınız da yaşasın, onunla..
İstanbul durdukça.. Dünya durdukça..”

 

Hıncal Bey Türkiye’de, Çamlıca Camisi’nin yapılmasını istemeyen büyük bir çoğunluğun söylediği şeyleri söylüyor. Yani yazısını sadece bir örnek olduğu için kullanıyoruz.

Gelelim bu tarz söylemlerde bizim gördüklerimize.

1) Çamlıca için seçilen projenin Sultanahmet’e öykündüğü ortada. Ancak büyük bir çoğunluğun Sinan taklidi olarak projeyi değerlendirmesi, Sultanahmet’in mimarı Sedefkar Mehmet Ağa’nın da bir taklitçi olduğunu mu gösteriyor zira onun adı hiç geçmiyor?

2) Her iş için başbakandan istemek ve dilemek bize demokrasiyi hedefleyen bir toplum için biraz abuk geliyor.

3) Başbakan oraya : “Oysa oraya, farklı, yeni, çağdaş, her bakana estetik duygusu ve hangi dinden olursa olsun her yanına gelene “Huşu” duyusu verecek anıt yapı dikme şansınız ve imkanınız var..” böyle bir yapıyı nasıl diksin?  

Tek mimar Sinan tek uygulayan başbakan…

sdmimproje