Çocuğa Anlat

Günlerden birgün, güngörmüş çok okumuş, pek gezmiş, mütekamil bir ak sakallı, gül çehreli amca, oğlunu karşısına alır ve der ki:

“Bak evladım, canım, ciğerim. Sana bir hikaye anlatacağım. Bu hikayeyi sana çocuğa anlatır gibi anlatacağım çünkü sen çocuksun.

Evvel zaman içinde iki adam varmış. Biri şarkta, biri garbta yaşarmış. Continue reading

Ahmet Hamdi Tanpınar 1962′de ne dedi?

 

“Gariptir ki eserimi sathî okuyorlar ve her iki taraf da ona göre hüküm veriyorlar. Sağcılara göre ben angajmanlarım -Huzur ve Beş Şehir- hilafında sola kayıyorum, solu tutuyorum. Solculara göre ise ezandan, Türk musikisinden, kendi tarihimizden bahsettiğim için ırkçıların değilse bile, sağcıların safındayım.”

 

“Feda edemeyeceğim birtakım şeyler var: sağlara karşı hiç olmazsa inkılâpların bugünkü statüsü. Sollara karşı Türk milletinin istiklali ve tarihî hakkı.” Continue reading

20 bin TL’ye 200 metrekare ev istemez misiniz?

Kaynak: a haber

Link: http://www.ahaber.com.tr/ekonomi/2016/09/30/20-bin-tlye-200-metrekare-ev-istemez-misiniz

Fiyatı 10 bin TL’den başlayan fiyatlarla ev yapmak mümkün. Nasıl mı? Saman, toprak, çuval, ağaç gibi malzemelerle… İnanmıyor musunuz? Öyleyse bu haberimizi mutlaka okuyun!..

Meral CANDAN / Para Dergisi

Çoğu insanın en büyük derdi barınma. Başımızı sokacak bir eve sahip olmak için ödemesi 15-20 yıl sürecek banka kredilerine boyun eğiyoruz. Çünkü İstanbul’da ev sahibi olabilmek çoğu çalışan için artık erişilmesi çok zor bir lüks. Artan kiralardan bahsetmiyoruz bile. Sahibinden.com ya da Hurriyetemlak. com gibi ev arama sitelerinde yapılacak kısa bir gezinti bu durumu teyit etmeye yeter. Eskilerin dediği gibi, “Bir evim olsun isterse kutudan olsun” lafının “Bir evim olsun maliyeti düşük olsun”a evrildiği günlerdeyiz.

Son yıllarda bazıları bu lafı düstur edinmişçesine evini kendi yapıyor; hatta kerpiç, saman, çuval, ağaç gibi çok da alışık olmadığımız yöntemleri kullanıyor. Bahsettiğimiz malzemelerle yapılmış evlere şehir merkezlerinde rastlayamasak da Datça, Bayramiç, Kaz Dağları, Alakır, Domaniç gibi destinasyonlarda bunların örneklerini görmek mümkün. Continue reading

Hasan Fethi 1969′da ne dedi?

Hasan Fethi’nin Türkçe’ye Katılımcı Mimarlık (İngilizce adı: Architecture for the Poor) adıyla çevrilen kitabından alıntılanan bazı bölümler:

* Mimarlık hâlâ en geleneksel sanatlardan biridir. Mimari bir yapıt kullanılmak içindir, biçimi büyük ölçüde kendinden önce gelenler tarafından belirlenir ve kendisini her gün gören bir insan topluluğunun önünde bulunur. Continue reading

Gün Gelecek

Gün gelecek mevcut apartmanlar eskiyecek, sonra o apartmanları yıkmak için koca koca iş makineleri getirilecek sonra yıkılan apartmanın alanı çok daha yüksek bir apartman için çok daha derin kazılacak ve çok daha kocaman iş makineleri ile karmaşık temeller yapılacak. Nükleer tesis mi yuva mı yapıldığı anlaşılamayacak. Gece gündüz gürültü devam edecek bitmeyecek tam bitti denecek komşu tadilata başlayacak o da hem gündüz hem gece devam edecek çünkü aç gözlülüklerinden mi yoksa işlerin ucuzluğundan mı bilinmez işçilerin günde iki hatta üç iş yetiştirmeleri gerekecek. Sesten bıkılacak işçilerle kavga edilecek sonra polis çağrılacak, harala gürele bir biçimde o tadilat bitecek biraz ötede başka bir apartman eskidiği için yıkılacak ve yeniden inşaat Continue reading

İhsan Fazlıoğlu 2008′de ne dedi?

 

“Bir kişi yaşadığı topraklarda yerli mi, yabancı mı, gezgin mi, işgalci mi yahut sömürgeci mi olduğunu öğrenmek istiyorsa mensup olduğu anlam-değer dünyasının o topraklardaki işâretlerine ne kadar âidiyet duyduğuna bir baksın. Bu bakış ona hakikatı fısıldayacaktır.”

İhsan Fazlıoğlu – Kendini Aramak

sdmimproje

Ayhan Sicimoğlu Doğru Yaptı

Kaz Dağları’nda bir dereye çöp dökenler için Ayhan Sicimoğlu’nun “Moloz Dökenin Cezası Ahirette” levhası dikmesi…

 

 

İmamın Kayığı Yok ki… yazımız:

Bir Cuma vaazı… İmam anlatıyor: “Cemaatten bir zat geldi. Hocam dedi. Benim televizyonum vardı. Onu izlerken günaha girdiğimi düşünüyordum. Satayım dedim. Ama satarsam sattığım kişi de günaha girecekti. Ne yapsam diye düşünürken şöyle bir fikir geldi aklıma. Atmak… Bir arkadaşımla beraber köprüye gittim ve televizyonumu intihar ettirdim.” Televizyonunu köprüden aşağı atan kişi birebir aynı kelimeleri kullanmamış dahi olsa, bu manadaki hikayeyi imam efendi güzel bir davranış olarak anlattı cemaate. Continue reading

Hilmi Yavuz 1991′de ne dedi?

“Evliyâ’ya başvuralım: Çelebi, Edirne’de Yıldırım Han oğlu Birinci Mehmed Camii’nin mihrab önündeki bahçesinden söz eder; bu bahçede biten lâle, sümbül ve erguvanın güzel kokularının ‘dimağları kokulandırdığını’ bildirir -şöyle der:

‘Vakıf tarafından cami-i şerife bakan mütevellisi Continue reading