Cengiz Bektaş 2007′de ne dedi?

Antalya’daydım. Sevgiyle, içtenlikle, doğallıkla gerçekleştirdikleri en küçük ayrıntılarından besbelli olan Antalya evlerinden birinin 80′lik ustasıyla konuşuyordum…

‘İş size nasıl gelirdi? Yapılacak işi nasıl tasarlardınız?’

Anlattı

Bir kişi ev yaptırmaya karar verdi mi, sora araya bulduğu ustanın evine bir çuval buğday yollarmış. Usta böylece o kişinin kendisine bir ev yaptırmak istediğini anlarmış. İşi yapmaya gönlü varsa, yapabilecek durumdaysa, alıkoyarmış buğday çuvalını… Böylece, yaptıracak olanla yapacak olanın aileleri arasında gidip gelmeler başlarmış.

Usta iyiden iyiye tanırmış işvereni… Hali vakti yerinde mi, kaç çocuğu var, başka olacak mı? İşveren de ustaya, kendi eviyle ilgili düşündüklerini aktarırmış… Kimi isteklerini de, daha önceden bildiği bir örneğin yanına götürüp göstererek aktarırmış:

‘Bak şöyle bir şey istiyorum!’ ya da, ‘Şuna benzesin ama şurası da şöyle olsun!’

‘Ya kötü bir şey gösterirse?’ dediğimde aldığım kaşılık da ilginçti:

‘Göstereceği kötü bir şey yoktu ki…’ ”

 

Cengiz Bektaş – Türk Evi

sdmimproje