Başlık komik mi? Oysa şimdiye kadar çoktan alışmış olmalıydık. Çünkü gazete, tv ve radyo gibi iletişim araçlarında başlıktakine benzer reklamlar dönmekte.

İnşaat firmaları ürettikleri konutları satabilmek adına konsept denemelerine devam ediyorlar. İlginç olanı ise yakın zamana kadar konsept ile ilişkili olan mimari önemsenmemeye başladı. Örneğin Osmanlı evleri deyip -azıcık uzaktan da olsa Osmanlı evlerini andırsın bu evler- kaygısı, yerini öylesine yapılıp geçilmiş gibi duran binalara bıraktı. Binalar yapılıyor ardındansa konsept bulunup satılıyor. Bu durum hakkında ne düşüneceğimizi bilemedik açıkcası. Bir tarafta çarpık tarihselcilik algısıyla alakasız formları tarihselmiş gibi gösterip yapı üretilmesi, diğer taraftaysa buna bile uğraşmayıp sadece adı ya da sloganı tarihsel, geleneksel ya da grupsal bazı referanslar verecek şekilde düzenlemek.

Konseptleri, ötekileştirme ya da gruplaştırma üzerinden ortaya çıkarmak: “Gelin sizin gibi insanlarla bir arada yaşayın.” demenin bir biçimi. Bunun yerine evleri şuculara ya da buculara satmıyoruz da denebilir bizce.

Konutun meta haline gelmesinden bu yana ortam neşelendi sanki …

Bir röportajdan, David Harvey :

“Özel güvenliğin koruduğu, yüksek duvarların arkasında sitelerin sayısı artıyor. Şehrin en heyecan verici yanlarından biri farklı insanlarla tanışabilmektir. Homojen bir toplulukla duvarlar arasına sıkışmak sıkıcı olmalı!”

 

sdmimproje