kaçacak bir yer – 01: Yeni Bir Umut

Ahmed İlyiç Ohoff bize gelerek kendine “mağara” olarak adlandırdığı bir ev tasarlamamızı istedi. Onunla yaptığımız mülakatı sizlerle paylaşıyoruz.

Ahmed İlyiç Ohoff:

  • “Kaçacak bir yer arıyorum. Nasıl mı? Şöyle.

Ben 14 yıldır Türkiye’deyim. Anladım ki buradaki insanların bir şey istemek akıllarına gelmeyecek. İyi bir hayat için illa çok para kazanmak zorunda sanıyorlar kendilerini.

Daha iyi bir yaşam için çok para kazanmak zorunda olduğunu düşünüp de kazanamayan insan ya hırsız olur ya üzgün. Bu benim düşüncem ne derseniz deyin.

Ben toprak istiyorum. Altımda üstümde komşu istemiyorum. Komşularım üstüme çıkmasın. Yakınımda olsunlar. İslam’a göre 40’ar hane komşudur denir. Sağdan soldan kuzeyden güneyden işte. Demezler ki üstünden 40 hane komşundur diye. Aklımı karıştırır durur bu durum. Ben sağımdan solumdan yatayımdan komşu istiyorum. Hem üstteki ya da alttaki komşuyu rahatsız ederim ya da aile içi olan konuşmam duyulur sıkıntısı istemiyorum. Evimde her zaman keman çalabilmek istiyorum.

Off! Anlatacak çok şeyim var. Nasıl desem.

Bir kitapta geçiyordu galiba.”İnsan ve Mekan’dı hatırladığım kadarıyla. Mustafa Ruhi şöyle diyordu: “Şöyle güzel bir ev düşlüyorum diyecek düşünüz olmadı mı hiç?” Hakikaten buradakilerin böyle düşleri pek yok anlaşılan. Ama ben onu da geçtim. Kaçacak bir yer arıyorum.

Evimin kapısını kapattığımda alışılagelen hayattan kaçmak istiyorum. Peşimi bırakmayan reklamlardan, akşama kadar başında durmak zorunda olduğum bilgisayardan, korna seslerinden, koşturmaca görüntülerinden, cismaniyetten, şizofrenik modern hayattan, inip çıkan şu ne olduğunu anlamadığım parasal grafiklerden borsadan filan, kaçmak istiyorum yani… Ben bir mağara istiyorum. Ailemle tek başıma kalabilecek yer istiyorum. Sessizce içe dönebilmek istiyorum. Günün en azından evimde olduğum sürece cismaniyetten bir nebze olsun yani, sıyrılabilmek istiyorum. Toprağım olsun istiyorum, bir avuç dahi olsa toprağım olsun istiyorum, toprağın üstüne basabileyim. Çocuklarım toprak görmüyor. Ağaca bakayım ben yani otoyola değil. Geçen bir film izledim, İncendies’di hatırladığım kadarıyla. Onda bir sahne vardı. Adam çer çöp arasından bir apartmana giriyor manzarası otoyol. Böyle olmamalı ben bu hızdan kaçmak istiyorum.

Eşya sevmem ben. Evim küçük ve kullanışlı olmalı. Tabanı küçük olur mesela belki üst katlar birazcık daha büyük olur. Toplamda 70-80 m2 yeterli olur. 20-30 m2 de bahçesi olur tamam işte. Bana yeter.

Haftaya size bazı örnekler getireceğim. Benle aynı düşüncede olarak mı yaptılar o evleri bilmiyorum ama dünyadan bazı benim dediğime yakın örnekler tespit ettim. Belki size yardımcı olur.”

Sayın Ahmet İlyiç Ohoff’u merak içerisinde bekliyoruz…

sdmimproje