“Bin iki yüz yıl boyunca ümmetin evlerinin neden ve nasıl camilerin uzantısı olabildiğini anlamak için, Efendimizin evinin, caminin bir uzantısı olduğunu hatırlamak yeterli olur. Bir Müslüman camiye girerken ayakkabılarını evine giriyormuşçasına çıkarır. Evinde ise camide oturduğu edeble hareket eder. Bir cami duvarına uygun düşmeyecek hiçbir tezyinâtı evinin duvarında da göremeyiz. Bir Müslüman sahip olduğu kudretin ve mes’uliyetlerin bu şekilde daima farkında olur. Kılık kıyafetini dahi ona göre seçer. Müslümanın giysisi, hem Allah’ın halifesine yakışır tarzda hem de kolayca abdest alıp, namaz kılabileceği esneklikte olmalıdır. İbadetin tüm güzelliğini silip süpüren, üstelik abdesti zorlaştıran Avrupaî giysilerden farklı bu kıyafetler, Müslüman’ın kıldığı namazın süsüdür.

Bir insan ruhuna en yakın şey önce giydiği giysi sonra oturduğu evdir. Bu iki şeyin insan üzerindeki tesiri son derece güçlü ve de daimidir. İslâm ümmetinin iki yüz yıllık takvâ tarihinin sırrı da budur. İslâm medeniyetinin bu hâricî unsurları olmasa, din, hayatın tüm alanlarına nüfûz etme imkânı bulamayabilirdi. İçinde bulunduğumuz manevî krizden kurtulmanın tek çaresi maneviyâtın, mevcûdiyetini sürdürmesine olanak sağlayan ve ibadeti kısmen de olsa kolaylaştıran ortamı yaratan o şanlı medeniyete dönüştür. Fıtraten zayıf yaratılan insan manevî hayatı kolay kılacak harici unsurlara ihtiyaç duyar. Fakat sözünü ettiğim dönüş ancak sünnete itibarının iade edilmesi ile mümkün olabilir.”

  Martin Lings – Öze Dönüş

bkz. Türkiye’de din kaynaklı şizofreninin yansımaları

 

sdmimproje