Biraz sonra bu metinde: mimari, tudor, bmw, creep, kontrabas gibi kelimleri bir arada bulacaksınız. Böylesine “çorba” bir devirde yaşarken her türden kelimenin aynı yerde bulunmasını hala enteresan bulanlar için değişik bir yazı olabilir. Ancak diğerleri için söyleyelim ki tek amacımız enteresan olmak değil. Meselemiz: değişim ya da başkalaşım üstüne. Bunu anlatabilmek içinse bu türden kelimelerin bir arada bulunması gerekiyor.

Bu karmaşık yazıyı daha anlaşılır hale getirmek ve sürecin tasarlanması adına, metinde geçecek kelimeleri etiketler halinde sıralayalım dilerseniz.

BMW – Tudor – Johnny Cash – Kontrabas – Bas Gitar – Radiohead – Creep – Youtube – [1080p] Radiohead The King Of Limbs From The Basement [Full Show + Supercollider] -Müzik Gruplarının Görsel Değişimi – Mimari ve Değişim

Adam (in english), son model ve oldukça futuristik görünümlü, rüzgar vb. gibi dış etmenlere göre biçimlendirilmiş, pahalı BMW’sine biner. İşten çıkmıştır ve son sürat evine doğru ilerler. Yolda radiohead dinler. (bir filmde silah görünmüşse mutlaka patlar, radiohead’e tekrar döneceğiz :)) Derken eve varmıştır. Arabasından iner ve Tudor tarzı malikanesine girer.

Soru: Adam neden son model bir araba alırken ev tercihini 16.yy görünümlü bir yapıdan taraf kullanır?

Johhny Cash’in hayatını anlatan: Walk The Line filminde, Johhny Cash’in beraber müzik yaptığı grubunda, bas gitar niyetine kontrabas (keman ailesinin büyük üyesi) kullanılmaktadır. Kontrabas kullanılmaktadır çünkü henüz bas gitar yeni icat edilmiş ve yeterince yayılmamış bir enstrüman. Filmin ilerleyen bölümlerinde ise kontrabas yerini bas gitara terk eder.

 

Johnny Cash ve Kontrabas

 

Kontrabas gitmiş yerine bas gitar gelmiştir. Çünkü boyutu da gösterir ki kontrabas ağır bir enstrümandır. Beraber hareket etmeye izin tanımaz. Bunun yanında bas gitar, hızlı çalmayı ve farklı bas sesler elde etmeyi mümkün hale getirir.

Kontrabas ile müzik gruplarının yollarının ayrılması hem müziğin yapısı hem de grupların görsel anlamda değişmesine sebep oldu. Grup elemanları oradan oraya zıplarken enstrümanları da onlarla beraber gidiyordu. (Davulcu hariç tabi. Şimdilik!)

Radiohead 90’lardan günümüze müzikal tavrını sürekli yenileyen bir grup. Kendi buldukları bir takım yenilikleri bıkmadan deniyorlar. Bununla birlikte genel olarak sanatta ve benzeri alanlarda deneysel hareket edenlerin popüler olamama durumlarının aksine oldukça da dinlenen bir grup.

Creep gibi dönemi için klasik sayılabilecek tarzda icra edilen (enstrümanların kullanılış biçimi) rock şarkısı türünden bir müzikallikten, aynı enstrümanları kullanmaya devam ederek, elektronik müzikle harmanlanmaya çalışılan bir tür müziğe yelken açmış vaziyetteler.Youtube’da: [1080p] Radiohead – The King Of Limbs From The Basement [Full Show + Supercollider] adlı videoda rahatlıkla görebileceğiniz gibi eskiden tipik rock solosu atılan elektro gitarla, çok değişken ritm ve seslerde kısalı uzunlu vuruşlarla müzik yapmaya çalışıyorlar. Öyleyse şunu diyebilir miyiz: Muhtemelen yakında ya Radiohead ya da bir başkası elektro gitarı, kontrabas durumuna sokacak. Ve müzik grupları bir görsel değişim daha yaşayacak. Neden olmasın?

Radiohead ve elektro gitar

Tekrar teknoloji mimari ilişkisine dönecek olursak. Bir arabanın daha hızlı ve güvenli olması bir enstrümanın daha kullanışlı ve farklı sesler çıkarabiliyorluğu gibi teknolojik gerekliliklerin, mimaride karşılığını aramak gerekir. Konfor, sağlamlık gibi etmenler söylenebilir. Ancak teknolji sadece binanın şeklini sırf “yapabiliyorum”u göstermek amaçlı değiştiriyosa ortaya samimiyetsiz bir durum çıkar. Çünkü gereklilikler doğrultusunda teknolojik değişim hakikatli olacaktır.

Not: Bu yazı bazı problemleri çözme ya da reçete verme adına yazılmadı. Amaç daha çok, soru işaretleri elde etmekti.

sdmimproje